ECZACILAR VE ECZANELER HAKKINDA YÖNETMELİK NELERİ DEĞİŞTİRİYOR?

Dr. Mahmut TOKAÇ

12 Mayıs 2012 tarihinde kabul edilip 31 Mayıs 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’da değişiklikler yapılmasını içeren 6308 sayılı Kanun’un altı ay içinde yürürlüğe girmesini zorunlu kıldığı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik, yaklaşık bir buçuk yıllık bir gecikmenin ardından 12 Nisan 2014 Cumartesi günkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve ardından da birçok tartışmayı getirdi.

Aslında tartışılan hususların bir kısmı 2012 yılında 6197 sayılı yasada yapılan değişikliklerin uygulanmasına yönelik olduğu için şu anda tartışılması anlamsızdır. Örneğin “Yardımcı Eczacılık” kavramı. Yönetmelikteki “Yardımcı eczacı: 2013 ve daha sonraki yıllarda eczacılık fakültesinde okumaya hak kazanmış olup mezun olduktan sonra serbest eczane açmak veya serbest eczanelerde mesul müdür olarak çalışmak için en az bir yıl müddetle hizmet sözleşmesine bağlı olarak mesul müdür eczacı ile birlikte serbest eczanelerde veya hastane eczanelerinde çalışan eczacıyı ifade eder.” şeklindeki tanımı (Madde 4-v) eleştirenlerin bu tartışmayı iki yıl önce,12 Mayıs 2013’de 6197 sayılı yasanın 5. maddesini değiştiren şu madde yasalaştığında yapmalıydılar: “Serbest eczane açmak veya serbest eczanelerde mesul müdür olarak çalışmak isteyen bir eczacı, en az bir yıl müddetle hizmet sözleşmesine bağlı olarak mesul müdür eczacı ile birlikte serbest eczanelerde yardımcı eczacı olarak çalışmak zorundadır.” (Bkz. 6308 sayılı yasanın 2. maddesi)

Bunun gibi 3500 nüfusa bir eczane sınırlaması dolayısıyla yeni mezun olacakların eczane açamaması, puanlama sistemi, bir yıl yardımcı eczacılık yapmadan serbest eczacılık yapamama vs… gibi yasa değişikliği ile getirilmiş olan hususları eleştirmenin hiçbir anlamı yok. Bu hususta yasanın çıktığı 2012 yılında bu sütunlarda yayımlanan ileride yaşanabilecek aksaklıklar hakkında eski yazıma bakılabilir. (http://www.ivek.org.tr/belediye-otobusu-sendromu-43yy.htm)

Aslında yapılan eleştirilerin bir kısmı da “yapılanın ne olduğu değil yapanın kim olduğu” anlayışıyla “her şeye karşı” olanların yaptığı tarzdan eleştiriler olduğu için bu eleştirileri ciddiye bile almadığımızı hatırlatmaya gerek bile yok sanırım. Bizim amacımız bağcı dövmek değil, üzüm yemek. Zaten bir darboğazdan geçmekte olan eczacılarımızın bu Yönetmelik üzerinden yeni bir krize sokulmamasını temin etmektir gayemiz.

Peki bu kadar uzun süre beklenilen Yönetmelik ne gibi değişiklikler getiriyor? Bu değişikliklerin takdir edilecek (olumlu) ya da eleştirilecek (olumsuz) yanları var mıdır?

Öncelikle olumlu yönlerinden bahsedelim. Eskiden “Eczaneler ve Eczane Hizmetleri Hakkında Yönetmelik” olan adı yeni Yönetmelik’te “Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik” olarak değiştirilmiştir. “Ne önemi var?” diyenlere daha önce sadece “eczaneler”den bahsedilirken burada “eczacılar”dan da bahsedilir olduğunu hatırlatmamız gerekir. Bunu eczacıya daha fazla önem verilmesi olarak anlamak gerekir.

Tanımlar kısmında “Eczacı” ve “Eczacılık” tanımları yapılırken (Madde 4/c-ç), 6. ve 7. maddelerinde eczacının görev ve sorumlulukları da yer almıştır. Ayrıca “İlaç” kavram olarak tanımlarda yer almış. (Madde 4/l. Bu konuda bkz. “İlaç mı Tıbbi Ürün mü?” başlıklı yazımız. http://www.sdplatform.com/Yazilar/Kose-Yazilari/146/Ilac-mi-tibbi-urun-mu.aspx)

Eczacılık tanımı ile eczacının görev ve sorumlulukları konusunda bazı eleştiriler yapılmaktaysa da bu da Kanun’daki tanımın birebir aynısıdır. (Bu hususta Kanun henüz taslak halindeyken bu sütunda yayımlanan http://www.ivek.org.tr/6197-degisiklik-taslagi–23yy.htm ve http://www.ivek.org.tr/tbmmye-sunulan-6197-degisiklik-teklifinin-degerlendirilmesi-31yy.htm yazılarımıza bakılabilir.)

Ruhsat düzenlenen eczaneler için belediyeden ayrıca bir iş yeri ruhsatı alınması ve belediyeye harç ödenmesi gerekmemesi ile herhangi bir Kurum veya Kuruluştan kayıt veya onay belgesi aranmaması; eczanelerden münhasıran satılacak ürünler listesinin genişletilmesi gibi hususlar hem Kanun hem de Yönetmelikle gelen eczacıların lehine olan olumlu yeniliklerdendir.

Yeni Yönetmelik’te olumsuz gördüğümüz bazı hususlara değinelim:

1- Yardımcı eczacı çalıştırma zorunluluğu ve yaptırımı

Yönetmeliğin en önemli sorunlarından biri bazı eczanelere yardımcı eczacı çalıştırma zorunluluğu getiren 16. maddesinin aşağıdaki (d) ve (e) bentleridir:

“d) Yardımcı eczacı çalıştırma konusunda kriterleri tutan ancak bundan imtina eden eczacı, il sağlık müdürlüğü tarafından uyarılır ve eczacıya otuz gün süre verilir.

e) Uyarıya rağmen yükümlülüğünü yerine getirmeyen eczacının eczane ruhsatı otuz gün süre ile askıya alınır.”

6197 sayılı yasanın değişik 5. maddesinde ikinci eczacı zorunluluğuna ilişkin “Serbest eczanelerde, reçete sayısı ve/veya ciro gibi kriterlere göre belirlenen sayıda ikinci eczacı çalıştırılması zorunludur (6308/2).” hükmü olmasına rağmen yardımcı eczacı çalıştırılmasını zorlayıcı bir hüküm yoktur. Böyle bir zorlama ve eczane kapatması yönünde yapılacak cezai işlemin yasal dayanaktan yoksun olması hükmün iptali ya da bu maddeye istinaden verilecek kapatma cezalarının iptali için bir gerekçe olur.

2- Eczanelerin kapısının caddeye bakma zorunluluğu

Eczaneler ve Eczane Hizmetleri Hakkında Yönetmelik 1992 yılında ilk yayımlandığında Yönetmeliğin Eczane Yerleri ve Bölümleri başlıklı “Üçüncü Bölüm”ünde Eczane Olarak Kullanılacak Yerin Özellikleri’ni açıklayan 9. maddesindeki ilgili fıkranın ilk hali “Serbest eczane olacak yer, o bölgedeki halkın kullandığı, belediyelere ait ana cadde veya sokak üzerinde olacakdış cepheleri ve müstakil kapıları, yola bakacaktır.” şeklinde idi. (13/10/1992 tarihli ve 21374 sayılı Resmi Gazete)

1999 yılında yapılan değişiklikle “Serbest eczane olacak yerin dış cephesinin ve kapısınınbelediyelere ait cadde ve sokak üzerinde olması şarttır. Ruhsatnamede belirtilen numaralı kapı dışında eczane kapısı bulunamaz. Ancak, normal çalışma saatleri dışında ve resmi tatil günlerinde 24 saat boyunca halkın serbestçe girip çıkabildiği belgelenen diğer yerlerde de, herkese ilaç satışı yapmak üzere eczane açılabilir.” haline gelen fıkra dış kapının belediyelere ait ana cadde veya sokak üzerinde olma zorunluluğunu devam ettirmiştir. (25/11/1999 tarihli ve 23887 sayılı Resmi Gazete)

2004 yılında İlaç ve Eczacılık Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığım dönemde benim gayretlerimle ilgili fıkra “Serbest eczaneler halkın serbestçe girip çıkabildiği yerlerde açılabilir. Eczanelerin bağımsız dükkanlarda açılması ve faaliyet göstermesi zorunludur. Eczanenin laboratuarının doğrudan dışarısı ile bağlantısı olmamak ve ilgili mercilere bildirilen projesinde belirtilmek kaydıyla, birden fazla kapısı olabilir. Ancak bu kapılardan hiçbiri başka dükkan veya mağaza içine açılamaz.” (09/12/2004 tarihli ve 25665 sayılı Resmi Gazete) şekline dönüşmüş ve bu sayede alışveriş merkezlerinde açılan eczanelerin mutlaka dışarıya bakan kapısı bulunması zorunluluğu kaldırılmıştı.

Yeni Yönetmelikle 2004 yılında yaptığımız düzenlemeyi terse değiştiren Eczane olarak kullanılacak yerlerin özellikleri başlıklı 20. maddenin (4) ve (5) numaralı fıkraları aşağıdaki şekildedir:

(4) Serbest eczaneler halkın serbestçe girip çıkabildiği yerlerde açılır. Eczanelerin bağımsız dükkânlarda açılması ve faaliyet göstermesi, havaalanları, limanlar, otogarlar ve tren garlarında açılanların dışında cephesinin ve kapılarının belediyelere ait cadde ve sokak üzerinde bulunması zorunludur. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvuru yapılmış veya ruhsatlandırılmış eczanelerde ve bunların devrinde bu madde hükmü uygulanmaz.

(5) Eczanenin ilgili mercilere bildirilen projesinde belirtilmek kaydıyla birden fazla kapısı olabilir. Bu kapılardan hiçbiri başka dükkân veya mağaza içine açılamaz. Eczane laboratuvarının doğrudan dışarısı ile bağlantısı olamaz.”

Bu düzenleme 10 yıl geriye gidiş anlamındadır. Eğer bilinçli yapıldı ise artık alışveriş merkezlerinde eczane açılması istenmiyor demektir. Şu anda inşaat halinde alışveriş merkezlerinde eczane yeri satın alan ya da kiralama sözleşmesi yapan ve düzenlemek için masraf yaptığı halde eczane açmak için henüz müracaat etmemiş olan eczacıların ciddi mağduriyetlerine sebep olacağından yapılacak itirazlar hükmün iptaline yol açabilir.

Yine eczane levhalarının eczanelerin sadece görülebilir cephelerinden birine konulması hususu da bir başka geriye gidiş örneğidir. Birkaç cephesi olan eczanenin sadece bir cephesine levha izni verilmesini izah edecek bir gerekçeyi algılamakta zorlanıyorum.

3- Hizmet puanı hesaplanması

Hizmet puanı hesaplanmasına ilişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan “Eczacıların, o ilçede mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri yıl sayısı ile ilçe katsayısının çarpımı suretiyle hizmet puanı hesaplanır. Eczacı birden fazla ilçede çalışmış ise hizmet puanları toplanır.” şeklindeki formülde yılın belli bir kısmında bir ilçede, diğer kısmında başka bir ilçede verilen hizmetin nasıl yansıtılacağı net belirtilmemiş. Bir alt düzenleme ile yıl çarpanı “gün/365” olarak alınmak suretiyle hizmet puanı hesaplanarak bu husus düzeltilebilir.

Devamında yer alan “Eczacılara, meslekte geçirilen toplam yıl sayısı ile eczacının hizmet puanı toplamı sonucu tespit edilen yerleştirme puanı verilir.” ifadesinin de açılması gerekiyor. İlçe katsayısı “1”den itibaren büyüdükçe formülde “yıl sayısının” toplanmasının ciddi bir etkisi olamayacak, aksine “1”e yaklaştıkça yıl sayısı daha fazla anlam ifade edecektir. Eğer yıl sayısının etkisinin olmaması isteniyordu ise formülün sadece “hizmet puanlarının toplamı” şeklinde olması yeterli idi. Yok eğer yıl sayısının puana fazladan bir etkisinin olması isteniyordu ise o zaman ilçe katsayısının “1” ila “2” arasında ve mümkün mertebe “1”e yakın (1,1-1,2-1,3… gibi) olması gerekecektir.

4- Eczane açmak için verilen 60 gün zor(unlu)luğu

Yönetmeliğin 10. maddesinde yer alan “(1)Yerleştirme neticesine göre eczane açabilecek eczacılar, ilân tarihinden itibaren en geç altmış gün içerisinde, ilk başvuruda elektronik olarak girilen belgelerin asılları ile aşağıdaki belgelerle ilgili il veya ilçe sağlık müdürlüğüne başvuruda bulunur.

(2) Mücbir sebep olmaksızın süresinde başvuruda bulunmayan veya eksik evrak teslim eden eczacı, yerleştirmeden doğan eczane açma hakkını kaybeder ve bir sonraki Kurum ilânında yerleştirme başvurusunda bulunamaz.” hükmü yerleştirme hakkı kazanan eczacılara 60 günlük süre içerisinde belgeleri ile birlikte ruhsat başvurusu yapma zorunluluğu getiriliyor. Süresi içerisinde başvuruda bulunamayan veya eksik evrak teslim eden eczacıya ise bir sonraki Kurum ilanında yerleştirme hakkı tanınmayarak yaptırım uygulanıyor.

Öncelikle 60 günlük süre yetersizdir. Belki de daha önce hiç bulunmadığı bir il veya ilçede eczane açma hakkı kazanan bir eczacının 60 gün içerisinde eczane olmaya uygun bir dükkan bularak karar vermesi, kiralaması, belgelerini hazır edebilmesi her zaman mümkün olmayabilir ve eczacıların zaman baskısıyla acele kararlar vermesine ve bu sebeple mağduriyetlerine yol açabilir.

Ayrıca zamanında evrak teslim edemeyen eczacılara bir sonraki Kurum ilanına başvurma yasağı gibi ağır bir madde de önümüzde duruyor. Süre en az 6 aya uzatılmalıdır. Bu süre içinde başvurusunu yetiştiremeyenlerin bir sonraki başvuru dönemine başvurusunu yasaklamak yerine yerleştirme puanında bir düşme ön görmek daha adil olabilir.

İlk başvuruyu düzenleyen 9. maddenin de aslında noterlerin sistemine benzer bir şekilde daha kolay bir hale getirilmesi de gerekir. Örneğin ilk tercihlerine daha yüksek puanlı birileri girdiği için sonraki tercihlerinden birine yerleşen bir eczacı, ilk tercihlerine yerleşme hakkı kazanan eczacıların vazgeçmesi durumunda kendisi bir yere yerleştiği için yeniden açılacak yerleştirmeye katılma hakkı olamayacak. O yüzden puan sıralamasına göre öncelikli olarak tercih ettikleri yere yerleşme hakkını kullanmayan olduğunda bir sonraki sıradakinin burayı tercih edebilmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde insanlar daha az tercih ettikleri yere yerleşmek zorunda kalacak, daha az puan alıp bir yere yerleşemeyenler boşta kalan daha iyi yerlere yerleşebilecektir. Bu adaletsiz bir uygulama olur.

Kanun’un yayımlandığı 31/05/2012 tarihi ile Yönetmeliğin yayımlandığı 12/04/2014 tarihi arasındaki dönem içerisinde, eczane açan, eczanesini devir ya da nakil eden eczacıların nüfus kriteri açısından haklarının baki olup olmadığı konusunun da netlik kazanması gerekiyor. Bir de 12/04/2014 tarihinden sonra kapanmak zorunda kalan eczanelerin durumu da Yönetmelikte tam net değildir. Bu hususun da mutlaka netliğe kavuşturulması gerekir.

5- Eczaneler arası ilaç takasının il içi eczaneler ile sınırlandırılması

Yönetmeliğin 42. maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan “Eczaneler arası ilaç takası toptan satış sayılmaz. Ancak ilaç takası sadece aynı il içerisinde faaliyet gösteren eczaneler arasında yapılabilir.” hükmü ile il dışı ilaç takası yasaklanmıştır. Halbuki Kanun’da il içi ya da il dışı sınırlaması yoktur. Yasada olmayan bir kısıtlama iptal gerekçesi olabilir.

Eczaneler arası takas özellikle küçük eczanelerin miadı geçme ihtimali olan ilaçlarını miadı dolmadan diğer eczaneler aracılığı ile insanlara ulaştırabilmelerine ve böylece milli servetin boşa gitmesini önlemeye vesile olmaktadır. Üstelik bazı birbirine çok yakın ama farklı illerde konumlanmış ilçeler olabilmektedir. Yozgat’ın Yerköy ilçesi ile Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesi aralarından geçen cadde ile ayrılıyor olması bunun en dramatik örneğidir. Bu madde ile bu caddenin iki tarafındaki eczaneler birbirlerinden ilaç takası yapamazken İstanbul Tuzla’daki bir eczane aynı ilde bulunan Çatalca’daki yaklaşık 120 km uzaktaki eczane ile rahatça takas yapabilecektir.

6- Yapı ruhsatı veya yapı kullanım izin belgesi

Kendimle çelişmek gibi olacak ama Kanun’da değişiklik yapılması için İVEK ve Tek Çatı ile kulis yapmamıza rağmen (http://www.ivek.org.tr/torba-kanun-eczacilik-icin-ne-gibi-degisiklikler-getiriyor-159yy.htm) ne yazık ki değiştiremediğimiz ve Yönetmeliğe de aynen giren eczane açılacak yer için “yapı ruhsatı veya yapı kullanım izin belgesi” istenmesi özellikle İstanbul’da bir çok binanın ruhsat ya da yapı kullanım izninin olmaması dolayısıyla ciddi sıkıntılara yol açacağa benziyor. Bu hususun en kısa zamanda bir çözüme ulaştırılması gerekecektir.

7- Eczanenin internet sitesi kuramaması

Yine Kanun’da var olan ve Yönetmeliğe de aynen aktarılan eczanenin veya eczacının adına internet sitesi kurulmasını yasaklayan hükme Kanun’un görüşülmesi esnasında yaptığım itirazı halen devam ettirmekteyim. İnternetten ilaç satışını engellemek ayrı, internet sitesi açılmasını yasaklamak ise tamamen ayrı bir husustur. Günümüz şartlarında internet sitesi olmayan hiç bir kuruluşun kalmadığı ortamda eczanelerin internet sitesi açmasının yasaklanması eczacıları dolaylı yollar aramaya sevk edecektir. Kaldı ki zaten bir çok eczanenin hali hazırda mevcut web adresleri kapatılsa bile internetin özelliği gereği arama motorlarında yer almaya devam edecektir. Kötü niyetli bir denetçinin pekala eczacıyı suçlaması mümkün olabilecektir. Bu yasağın da yeniden gözden geçirilmesi elzemdir.

Bunların dışında bazı olumsuzluklar olsa da bunların daha küçük aksaklıklar olduklarını ve zamanla uygulama esnasında ortaya çıktıkça iyi niyetle halledilebileceklerini düşündüğüm için ayrıca yazmaya gerek duymuyorum. Ancak burada belirttiğim önemli aksaklıkların mutlaka yeni düzenlemelerle ortadan kaldırılması gerekeceğini ve yönetim görevindeki arkadaşlarımızın bu hususları düzeltme konusunda gayretlerini gördüğümü belirtiyor, yeni Yönetmeliğin eczacı camiasına hayırlara vesile olmasını diliyorum.